GÜNTEKİN ONAY: GECE VE GÜNDÜZBeşiktaş, F.Bahçe’yi ilk yarıda kendi sahasına hapsetti. İkinci devrede ise bambaşka bir karakterle oynayan rakibine cevap veremedi. Son yılların en ilginç derbisi iki devrede gece ve gündüz kadar farklıydı. Beşiktaş evinde beklendiği gibi çok agresif başladı. F.Bahçe’yi yarı sahasına hapsetti ve golleri buldu.


İlk yarıda takım halinde hareket eden ve hem oyun hem de skor anlamında F.Bahçe’ye büyük üstünlük kuran Beşiktaş, ikinci yarıda bambaşka bir karakterle sahada yer alan rakibine cevap veremedi. Golün büyüsü vardır… F.Bahçe 3-1’i bulunca psikolojik momentumu da eline geçirdi. Hemen arkasından gelen Sadık’ın golü, Beşiktaş için de psikolojik çöküşün zirveye çıkmasına sebebiyet verdi. 3-0’dan 3-3’e gelen süreçte topu ilerde tutamayan, çok top kaybeden, telaşlı bir Beşiktaş, F.Bahçe’ye adeta teslim oldu.


Şenol Güneş gibi tecrübeli bir teknik adamın bu bölümde devreye girip takımını ayağa kaldıracak değişiklikleri yapmakta geç kaldığını gördük. Özellikle buluştuğu tüm topları kaybeden Güven’in oyunda bir anda kaybolan Lens’in daha önce değiştirilmesi gerekiyordu.


Maç 3-3 olduktan sonra Burak ve Gökhan Gönül’ün silkinme çabaları, Beşiktaş’a iki pozisyon getirdi. Burak Yılmaz, birinde Volkan’ı, diğerinde ise kale direğini geçemedi. Ancak F.Bahçe’nin son bölümde gole daha yakın olduğunu ve galibiyeti elde edebilecek pozisyonları da yakaladığını vurgulamak lazım.Maçın adamı: Burak Yılmaz


KAÇAN 2 PUAN SORGULANMALIFutbol teknik, fizik ve taktiksel olduğu kadar psikolojik bir oyun. Beşiktaşlı futbolcular ve Şenol Güneş kendi evinde böylesine büyük bir avantajı nasıl yitirdiklerini sorgulamalı.


OĞUZHAN GİRMELİYDİF.Bahçe ise bu kadar kötü giden bir sezonda bu kadar kadar kırılgan bir yapıdayken tarihi bir geri dönüşle belki de sezonu kurtaracak bir skor elde etti. Beşiktaş’ta ilk devre Kagawa, maçın genelinde Burak Yılmaz ve Gökhan Gönül, maçın iyileriydi. Ancak özellikle koşmak dışında varlığı hissedilmeyen Güven’in çok süre aldığını da belirtmeliyim. Ayrıca Kagawa yerine Oğuzhan’ın girmesi de Beşiktaş için daha doğru bir değişiklik olabilirdi. Bu derbinin yıllarca unutulmayacağını ve futbolun hafife alınmayacak, her şeye açık bir oyun olduğunu bir kez daha gördük. Sezon boyunca deplasmanda sadece 5 gol atabilen F.Bahçe’nin Beşiktaş karşısında 12 dakikada 3 gol atmış olması da sadece dün geceye değil, belki de sezona damga vuran futbol hikayesiydi.


UĞUR MELEKE: FUTBOL TOPUN OLMADIĞI YERDE KURGULANIREğer skor 3-0’ken Güneş, 3-3’ken de Yanal vites küçültmeselerdi tarihi galibiyeti hanelerine yazabilirlerdi. Bu görüntüyle beraberlik, en âdil sonuç oldu bence. Dün iki 45 dakikada iki bambaşka müsabaka görüntüsünün oluşmasının bence basit bir nedeni var: Futbol, topun olmadığı yerde kurgulanan, topun olduğu yerde sahnelenen bir oyun… İlk 45 dakikada Güven, Dorukhan, Kagawa topsuz oyunda çabaladı, ısırdı, 3-0 geldi. İkinci perdedeyse canını dişine takan ve arayanlar Dirar, Valbuena ve arkadaşlarıydı. Onlar da sonuna kadar hak ettiler o 3 golü.


Sanırım son çeyrek yüzyıldaki derbilerdeki en tek taraflı ilk devre oynandı Vodafone Park’ta. İki takımın sol açıkları Güven ve Moses arasındaki tutku farkı, devrenin özeti gibiydi. Atiba ısırıyor, Güven ısırıyor, Dorukhan ısırıyor, Kagawa ikili mücadele kazanma rekoru kırıyor. Diğer taraftaysa Zajc topu bekliyor, baskı altında kalacağı belli olan Tolgay, ekstra yapma kaygısıyla basiti de yapamıyor. Moses neyi bekliyor tam olarak çıkartamadım. Sanırım o da Sarri’nin kovulduğu haberini bekliyordu sahada! 45 dakikalık tek taraflı oyunun doğal sonucuydu 3-0…


Yanal, ilk 45’i eli-kolu bağlı izledi. Çünkü sanırım Süper Lig’de hoca olmak için önce “zelzele, çığ gibi bir afet yaşanmadıkça ilk 45’te oyuncu değişikliği yapmayacağım” taahhüdü veriliyor federasyona(!). Oysa maçın devre arasında yaptığı o son derece doğru iki değişiklik, pekala 30’da da yapılabilirdi. Dirar’ın sağ beke, Valbuena’nın sol açığa geçişiyle Fenerbahçe topla çok daha fazla oynayan taraf oldu. Bu sayede Zajc’ın da sahadaki varlığı anlam kazandı ve ilk devreyi 11’e 8 gibi oynayan sarı lacivertliler, ikinci devrede fabrika ayarlarını buldular adeta. Eğer skor 3-0’ken Güneş, 3-3’ken de Yanal vites küçültmeselerdi tarihi galibiyeti hanelerine yazabilirlerdi. Bu görüntüyle beraberlik, en âdil sonuç oldu bence.


Asya ile bağ kurmalıyızSÜPER Lig, tam 15 yıl sonra ilk kez bir transfer dönemini artıda tamamladı: 2018-19 yaz transfer döneminde yaptığımız 82 milyon Euro’luk satışın sadece 47 milyonunu harcadık ve 35 milyonluk tarihi bir kâr elde ettik. Bunun da sebebi net: Avrupa’dan alıp, Asya’ya sattığımız oyuncular. Ancak Asya ile bağı yalnızca tek taraflı tutmamamız için iki harika sebep var şimdi ligimizde: Biri Nagatomo. Diğeri de Kagawa…


İşlerine saygıları muazzam. Fizik kaliteleri her daim yüksek. Futbolu seviyorlar, kolektif oyunu seviyorlar, çalışmayı seviyorlar. Yani klasik bir Türk’te ne eksikse, bir Japon’da, bir Koreli’de bunlar fazlasıyla var. Bu lige artık onar onar Kuzey Afrikalı getirmek yerine, Japonlara-Korelilere yönelmeliyiz. Acilen.


Burak’taki değişimin özetiBEN Beşiktaş taraftarının Burak’a olan tepkisinin nedeninin Escude’yle olan tek bir pozisyon değil, genel tavrı olduğunu düşünüyordum. Ve Burak, Beşiktaş formasını giydiği günden beri bu tavrını değiştiriyor; daha dürüst, daha futbol odaklı davranıyor. Dün de üçüncü golde Skrtel’in arkadan çekmesine rağmen devam edip golü düşünmesi, Burak’taki değişimin özeti.


Rüştü Reçber: Fenerbahçe’nin verdiği tarihi mesajF.Bahçeliler alkışı daha fazla hak etti. Neden mi? “Benim büyüklüğümü bulunduğum konum belirlemez” haykırışıyla hareket ettikleri için. Uzun yıllardır derbi oynayan ve izleyen biri olarak dün benim için bir ilkti. İki takımın lig hedefleri çok farklıydı. Hep konuşuruz, yazarız ‘derbilerin favorisi yoktur, ne olacağını bilemezsiniz’ diye.


Bu, sahada parametrelerin değişmesiyle gerçekleşen bir durumdur. Stattaki atmosfer o kadar canlıydı ki, Beşiktaşlı futbolcuların da futbol isteği ile farklı bir noktaya geldi. Ve neticesinde öyle bir maç başlangıcı oldu ki, bir anda skor 2-0 a geldi. Bu gollerde Başkahraman Gökhan Gönül’dü. İlk golü attı, penaltı yaptırdı. En güzeli de attığı golden sonraki tavrıydı. Bravo Beşiktaş için coşku, istek ve doğru oyun sahada olunca ilk 15 dakika, hele bir de rakip pozisyon hataları içerisinde iken bu skoru yakalamak zor olmadı.


DIRAR FIRSATI KAÇIRDIFenerbahçe için o kadar zor bir süreç yaşanmaya başladı ki, deplasmandasınız, iki gol yemişsiniz ve buradan geri geleceksiniz.. Bunun için birçok şeyi sahada doğru yaparken kalende bir gol daha görmemen lazım… Fenerbahçe, orta sahada Beşiktaş’ın baskısını kıramayınca üstünlük hep siyah beyazlılarda kaldı… Pozisyon üretmede çok zorlandı. Ona rağmen maça ortak olma sansını Dirar’la yakaladı ama Mirin buna izin vermedi… Defansif hatalara bir yenisini de ekleyen Fenerbahçe’de, bu hatayı affetmeyen Burak oldu ve kimilerine maçın bittiğini ilan eden golü attı.


YANAL’IN DOKUNUŞLARIİKİNCİ yarıya Ersun Yanal iki değişiklikle başladı. Beşiktaş ise 3-0 önde olmanın getirdiği avantajla, kontrollü ve dengeliydi. Yapılan değişiklikler Fenerbahçe’nin biraz hareketli olmasını sağladı. Dirar’ın ortasında Zajc ile gelen gol ve ardından Sadık’ın kafayla attığı gol bir anda dengeleri bozdu. Bu gol Fenerbahçeliler’in moralini yükselttiği gibi, Beşiktaşlılar’ı strese soktu.


ALKIŞIN BÜYÜĞÜ FENERBAHÇELİLER’ESadık’ın golünden sonra Beşiktaşlı futbolcuların işi hiç kolay değildi. Tam bunları düşünürken Hasan Ali’nin golü geldi. İşte bu gol, maçın tekrar başladığı an oldu. Cesareti yakalayan Fenerbahçe, öne geçebilecek fırsatları bulsa da netice değişmedi. Şoka girmiş Beşiktaşlılar, bir türlü oyuna ortak olamadı. Ne zaman Quaresma girdi; Beşiktaş adına pozisyonların oluşmasını sağladı. Müthiş bir derbi izledik. Maç, iki takıma gitti geldi. İlk yarı Beşiktaş, ikinci yarıda Fenerbahçe ve ortaya çıkan nefis futbol ve bol gol. Her iki takımı da tebrik etmek lazım. Ama F.Bahçeli futbolcular alkışı daha fazla hak etti. Neden mi? “Benim büyüklüğümü bulunduğum konum belirlemez” haykırışıyla hareket ettikleri için.


Kenan Başaran: Önce M.A.F, sonra Valerengaİlk 45 dakika Metin-Ali-Feyyazlı (M.A.F) dönemin Beşiktaş’ını izledik… İkinci devre ise siyah beyazlı ekip taraftarına, Valerenga kabusunu yeniden yaşattı. Şuurlu şekilde futbolu izlediğimden beri ilk defa böyle bir derbiye tanıklık ettim; yani F.Bahçe’nin düşme hattı eteklerinde, Beşiktaş’ın ise zirve derdinde olduğu…


Bu özel durumdan öte kora kor bir mücadele başlangıcı bekledim. Ama gördüğüm şu oldu, Mirin’den Burak Yılmaz’a kadar tam saha pres koyan, rakibine göz açtırmayan bir Beşiktaş. Müthiş baskı meyvesini çabuk verdi ve siyah beyazlılar 2-0 öne geçti. Yarım saat devrildiğinde Fenerbahçe’nin şutu dahi yoktu. Yanal’ın talebeleri Beşiktaş yarı sahasına ailecek yerleşip baskı kurmaya başladıklarında da kontra tehlikeleriyle karşı karşıya kaldı. Risk almak zorunda kalan Fenerbahçe’ye faturanın ne kadar ağır olacağını Burak Yılmaz hatırlattı.


YANAL’DAN HAMLEDEVRE biterken maç da kağıt üzerinde bitmişti. Ama bu bir derbi ve futbol tarihi ne büyük geri dönüşlerle dolu… Bu anlamda kötü tecrübeleri olan Beşiktaş’ın bunu hiç unutmaması lazımdı. Yanal ikinci devreye Isla ve Moses’ın yerine Ayew ve Valbuena’yı alarak, artık atacağı golün hesabına baktı. Ve Fenerbahçe 12 dakikada skoru 3-3’e getirdi.


İKİNCİLİK HAYAL GİBİ80’de Burak’ın direkten dönen kafa vuruşu yazgısında derbiyi kazanamayacağının ilanıydı adeta! İlk devresi Metin-Ali-Feyyaz’lı (M.A.F) dönemlerin Fenerbahçe derbisi olurken ikinci devresiyse Valerenga kabusu yaşatan bir Beşiktaş maçı oldu. Şampiyonluk potasına girilecekken, ikincilik de hayal gibi oldu…


TARAFTAR SUSAR MI?İkinci devre başladığında Fenerbahçe taraftarı, skoru umursamadan sadece destek şarkıları söyledi, usul usul. Beşiktaş tribünleriyse Fenerbahçe’nin gollerinden sonra susup kaldı. Stattaki ‘Haydi’ anonslarına rağmen… Evet, sindirilmesi kolay bir durum değildi ancak taraftarın görevi takımı ayağa kaldırmaktır, şoke vaziyette kalmak değil…


GÜNEŞ’E BiR FENER TRAVMASI DAHA ŞENOL Güneş’in kariyerinde bir Fenerbahçe travması daha meydana geldi. Kendimi onun yerine koyduğumda çok kolay bir durum olmadığını anlayabiliyorum. Dünkü derbinin sonucu Güneş’in kulüp takımlarında çalışma motivasyonunu belki de sonlandıracaktır. Artık siyah beyazlılar yeni hocalarını belirlese iyi olur…


Beşiktaş ligin ikinci devresinde yakaladığı ivmeyle şampiyonluk duygusuna dahi kapılmıştı. 1-0 kaybetseydi daha az hırpalanırdı. Fenerbahçe içinse bu beraberlik, 1-0 kazanacağı maçtan çok daha kıymetli. Ama futbol severler tarihi bir derbi izlediler. Özellikle son bölümlerinde skor iki taraf lehine de dönebilirdi. Filmlere konu olabilecek kadar dramatik bir maç oldu.


Günün en popüler bahislerini kaçırmayın, incelemek için buraya tıklayın!

Kaynak: Hürriyet